Bir an kazanacak kısa bir ifade kullanın, ardından hâlâ bildiğiniz en güçlü bilgiyi seçin: kategori, işlev, görünüş, yer, örnek, karşılaştırma veya sonuç. Gerekirse yalnız eksik kelimeyi hedefleyen net bir soru sorun ya da cümleyi daha basit biçimde yeniden kurun.
Mağazada bir ürünü iade edeceksiniz; receipt kelimesi yok. Fakat bunun ödeme sonrası verilen kâğıt olduğunu biliyorsunuz. Kelimeyi beklemeyin: It’s the paper you get after paying. Etiket kayıp olabilir; anlam hâlâ elinizde.
Bir kelimenin eksik olması, bütün düşüncenin eksik olduğu anlamına gelmez
Kelime unutulduğunda ilk refleks genellikle zihinsel sözlüğü daha hızlı karıştırmaktır. Beyin aynı anda on çekmece açar, konuşma ise kapıda bekler. Oysa çoğu zaman kelimenin kendisi dışında pek çok bilgi hâlâ hazırdır: nesne ne yapar, nerede bulunur, neye benzer, kim kullanır veya hangi sonucu doğurur.
British Council’ın kesin kelime bilinmediğinde iletişimi sürdürme çalışması; daha genel bir kategori, örnek, işlev, eş anlamlı, karşıt anlam ve relative clause kullanmayı önerir. CEFR Companion Volume da iletişim stratejilerini, dil görevini başarıyla sürdürmenin normal bir parçası olarak ele alır. Yani anlamın etrafından dolaşmak “kötü İngilizce” değildir; doğru kelime yokken mevcut İngilizceyi işe koşmaktır.
Fakat iki farklı işi karıştırmamak gerekir:
- Give me a second… yalnızca kısa bir zaman köprüsüdür.
- It’s something you use to… ise anlam taşır.
Zaman köprüsü kapıyı açar; anlamı içeri sizin getirmeniz gerekir.
En güçlü ipucunu nasıl seçersiniz?
Her ayrıntı aynı derecede faydalı değildir. It’s blue demek, yüzlerce nesne için doğru olabilir. You use it to charge a phone ise olasılıkları hızla azaltır. Amacınız mümkün olduğunca çok konuşmak değil, dinleyeni anlama en kısa yoldan yaklaştırmaktır.
| Hâlâ bildiğiniz bilgi | Kullanışlı İngilizce başlangıç | Örnek |
|---|---|---|
| Kategori | It’s a kind of… | It’s a kind of document. |
| İşlev | It’s something you use to… | It’s something you use to open bottles. |
| Kişi veya yerin rolü | It’s a person who… / a place where… | It’s a person who repairs electrical systems. |
| Görünüş | It looks like… | It looks like a small flat card. |
| Bulunduğu yer veya zaman | You usually find it… / You use it when… | You show it at the airport before boarding. |
| Örnekler | For example… / Things like… | Things like knives, forks and spoons. |
| Karşılaştırma | It’s like…, but… | It’s like a phone, but it has a larger screen. |
| Karşıt anlam | It’s the opposite of… | It’s the opposite of temporary. |
| Sonuç veya etki | It helps… / It prevents… / It means that… | It helps protect your skin from the sun. |
Nesne, soyut fikir ve bütün cümle aynı şekilde kurtarılmaz
Bir nesneyi unuttuysanız önce işlevi deneyin
Charger kelimesi gelmiyorsa rengi veya kablo uzunluğu yerine kullanım amacı daha güçlüdür:
It’s the device and cable you use to charge a phone.
Straw için görünüş ve işlev birlikte çalışır:
It’s the thin tube you drink through.
Soyut bir kavramı unuttuysanız sonucunu anlatın
Refund kelimesini bir şekille tarif edemezsiniz. Sonucu anlatın:
I want the money I paid to be returned.
Deadline için zaman ve zorunluluk ilişkisini kullanın:
It’s the final date by which we have to finish something.
Yalnız kelime değil, bütün cümle kilitlendiyse yeniden ifade edin
Cümleniz çok uzun başladı ve nereye gittiğini siz de kaybettiyseniz, tek kelimeyi aramak çözüm olmayabilir. Şunu söyleyin:
Let me say that another way.
Ardından düşünceyi iki kısa cümleye bölün: Let me say that another way. We need more time. We can finish by Friday.
Ne zaman yalnız eksik kelimeyi sormalısınız?
Karşı tarafın kelimeyi bilmesi muhtemelse, uzun bir bilmece hazırlamak zorunda değilsiniz. Fakat yardım isteğiniz hedefli olmalıdır:
- What do you call the thing that you drink through?
- What’s the word for the final date to finish a project?
- What do you call the paper you get after paying?
The thing, you know, the thing dediğinizde dinleyenin elinde üç tane thing, sıfır adres kalır. Bir kategori veya işlev ekleyin.
Türkçe konuşan öğrencilerin sık yaptığı onarımlar
How say this in English?
Türkçe kelimeyi biliyor ve İngilizcesini soruyorsanız How do you say this in English? diyebilirsiniz. Konuşmanın içindeyseniz, What’s the word for…? deyip anlamı açıklamak çoğu zaman daha kullanışlıdır.
I forgot the word.
Bu cümle geçmişteki bir olayı anlatabilir ve her durumda yanlış değildir. Kelimeyi şu anda hatırlayamıyorsanız I can’t remember the word veya I can’t remember the exact word, but… mevcut durumu daha açık anlatır.
What is called this?
İki doğal yapı vardır: What do you call this? ve What is this called? Birinin kelime sırasını diğerine taşımayın.
It is used for open bottles.
For sonrasında -ing kullanın: It is used for opening bottles. Alternatif olarak to kullanın: It is used to open bottles.
En güçlü ipucu hangisi? Cevabı açmadan önce konuşun
Bir ürünü iade ediyorsunuz ve receipt kelimesini unuttunuz
Güçlü cevap: I can’t remember the exact word, but it’s the paper you get after paying.
Neden: kategori ve işlev birlikte veriliyor. It’s a small paper doğru olabilir, fakat ayırt edici değildir.
Restoranda straw istiyorsunuz
Güçlü cevap: Could I have the thin tube you drink through?
Neden: görünüş ve işlev nesneyi hızla belirler. Yalnız the plastic thing yeterli değildir.
Toplantıda deadline kelimesi gelmiyor
Güçlü cevap: What’s the word for the final date by which we have to finish?
Neden: soyut kavramın zaman ve zorunluluk ilişkisi anlatılıyor. Resmî ortamda kısa ve hedefli kalır.
Otelde telefon şarj cihazı istiyorsunuz
Güçlü cevap: Do you have the device and cable used to charge a phone?
Neden: işlev, renk veya şekilden çok daha ayırt edicidir.
20 saniyelik yasak-kelime alıştırması
Sunscreen, handcuffs veya charger kelimelerinden birini seçin. Kelimeyi söylemeden yirmi saniye boyunca anlatın. En az iki farklı ipucu kullanın. Sonra aynı kelimeyi farklı iki ipucuyla yeniden anlatın.
Örnek bir sunscreen cevabı göster
İlk yol: It’s a cream you put on your skin to protect it from the sun.
İkinci yol: You usually use it at the beach so your skin doesn’t burn.
Bir sahneyi anahtar kelime olmadan anlatın
FunFluen ile konuşma pratiğinde kısa bir sahne seçin. Önce sahneyi anlayın; ardından bir anahtar ismi yasaklayın ve olayı iki farklı ipucuyla yeniden anlatın. Bir polisiye sahnesinde handcuffs kelimesini kullanmadan the metal things the police put around someone’s wrists diyebilirsiniz.
Bu çalışma üretimi destekler; akıcılığı, kusursuz dilbilgisini veya eksiksiz telaffuz değerlendirmesini garanti etmez. Gelişim, ipucunu gerçekten seçip sesli üretmenize bağlıdır.
Bir sahneyi anahtar kelimeyi kullanmadan anlat
Sık sorulan sorular
Filler ifadeleri kullanmak kötü mü?
Hayır. Give me a second veya I can’t remember the exact word, but… gibi kısa bir ifade konuşma sıranızı koruyabilir. Sorun, um veya you know tekrarlarının ardından hiçbir bilgi gelmemesidir.
Dinleyen hâlâ anlamazsa ne yapmalıyım?
Aynı açıklamayı daha yüksek sesle tekrar etmeyin; ipucu türünü değiştirin. Kategoriden sonra işlev, görünüşten sonra yer veya örnek ekleyin. Sonra hedefli bir soru sorun: What do you call the thing that…?
Bu yöntem eksik kelimeyi mutlaka hatırlatır mı?
Hayır. Amaç kelimeyi zorla geri getirmek değil, kelime gelmese bile anlamı hareket hâlinde tutmaktır. Bazen dinleyen doğru kelimeyi verir; bazen tarifiniz zaten yeterlidir.
Etiket gelmese de konuşma devam edebilir
İngilizcede kelimeyi unuttuğunuzda bütün cümleyi durdurmayın. Kısa bir an kazanın, hâlâ bildiğiniz bilgiyi kontrol edin ve dinleyeni en hızlı yaklaştıracak ipucunu seçin. Nesnede işlev, soyut kavramda sonuç, karmaşık düşüncede yeniden ifade etme daha güçlü olabilir.
Doğru kelime harika bir etikettir; fakat anlamın tek taşıyıcısı değildir. Bir sonraki boşlukta sözlüğün açılmasını beklemek yerine elinizdeki adresi verin.
Daha fazla pratik yöntem için Türkçe İngilizce öğrenme rehberlerini keşfedin.